20100410

Nefes




Boğulma fobimin tam olarak ne zaman başladığını hatırlamasam da,çocukluğuma dair anılardan doğduğunu siz de tahmin edersiniz.Sanırım ilk olarak boğazıma pirinç tanesi büyüklüğünde armut kaçmasıyla başladı..
Silik silik hatırladığım şeyler arasında ablamla kavga ederken,en ufak bir harekette 'Nefes alamıyorum,nefes alamıyorum.ANNEEEE!' diye haykırışlarım,banyo yaparken suratıma su geldiğinde paniğe kapılmam,denizde boğulma tehlikesi atlatmam,yemek yerken tıkanmam-su içerken dahi- geçiyor.Bundandır ki 21 yaşımda olmama rağmen hala banyo yaparken yüzüme su gelmemesine dikkat ederim,denize 1 metreyi aşmayacak şekilde girerim,hala kardeş kavgalarında 'nefes alamıyorum' diye feryat ederim.Çoğu kez bu gerçek olmasa da.
Ölümümünde boğularak gerçekleşeğine inanırım.Düşünsene gülerken bile kendi tükürüğüyle boğulan birini...Başka türlü ölemem ki.

kırmızıyıseverim


Kırmızı tutkumun olduğunu yeni fark ettim.Yani bir takım eşyaları artık 'aa bunun kırmızısı olsaymış daha iyiymiş.' demeye başladıktan sonra.Bi' baktım ki üstümde kırmızı bir şey olmadan sokağa çıkmaz olmuşum.Kırmızı ruj,kırmızı elbise,kırmızı oje,kırmızı toka,kırmızı küpe...Birinden biri bana muhakkak eşlik ediyor olmuş.Sonra biraz daha iredeleyince kırmızı meyvelere olan bağımlılığım.Temsil misal biri bana doğum günümde falan vişne hediye etse bozulmam, 'ne demek oğlum bu?' demem.'Aferim,kırk yılın başı bir işe yaradın,gel öpeyim.' falan deyip boynuna atlarım.Çilek,karpuz,kiraz,böğürtlen,frambuaz bunları da es geçmemek lazım.Onları da ayrı bi' severim.Bu örneğe nerden,nasıl geldim ve nasıl bağlayacağımı inan unuttum sevgili okur.He yani önceden de kırmızıyla aramızda saçma bir şekilde ilişkimiz varmış,velhasılkelam
KIRMIZIYI SEVERİM!

Aklıma geldi de:Aslında bordoyu daha çok severim.
Şakaşakabeşdakka.

20100409

annemumutsarıkayavesaire


Oha!Annem de Umut Sarıkaya fanıymış.
asdjklfg
Gizliden gizliden dergilerimi okuduğunu biliyordum.Ama böyle yakalayacağımı ummuyordum.
'aşkımızın meyvesi'ni okurken nasıl gülüyordu..Ne yazık ki o kareyi yakalayamadım okur.Bununla yetin.

20100408

Çocukken ne kadar yaratıcı olduğumu bilmek ister misin okur?




(-Temsili-İlkokulda sürekli çizdiğim resim)

*Üçgen dağlar,'m'den martılar,dağların arasından çıkan gülen bir güneş,her daim bacası tütan bir ev...
Şimdi söyler misin hangi çocuk böyle bir resim çizmedi?

20100405

Bir gece Anisa'da

'Anisa' adlı çok dandik düğün salonunda geçen diyalog.
Yer: Sanatçı odası
-Evet böyle bir yer varmış.Biz insanlar genelde kulis diye tanımlarız ama Anisa SANATÇI ODASI demeyi uygun görmüş.-
İnsanlar: Sanatçı
İnsan Olmayanlar: Esra
Anıran insanlar:Aynur,Büşra,ben
Özet:Okuldan biricik arkadaşımız evleniyordu.Bir nisan akşamı (1 nisan değil,herhangi bir nisan) kendimizi Anisa'da bulduk.Her şey ortamdan sıkılıp,Aynur'un sigara içme isteğiyle başladı.Bilirsin okur anne,baba ya da akraba gözü önünde içemezsin.Malum saygıdan.SAYGIDAN.O yüzden uygun bir yer arayışıdır başladı.İlk akla gelen vece oldu.Fakat vecede sigara içmek ücrete tabi olduğundan hatta bi' aynaya bakıp çıkmak dahi ücret kapsamında olduğundan bu seçeneği eledik.Geriye iki seçenek kaldı.SANATÇI ODASI ve gelin odası.Garsonların yönlerndirmesiyle sanatçı odasında sigara içilebileceğini öğrendik ve olaylar cereyan etti...

S: Siz hangi taraftansınız?
E: Kız tarafıyız,okul arkadaşımız.
Siz kız tarafı mı,erkek tarafı mı?
S: SANATÇI! Her iki taraf yani.
Aİ: ahahahhahahaha
E: DUMUR! EZİKLİK! REZİLLİK!
Ş..Şey ben..aaıı..

Aklıma geldi de: Bu özet pek özet gibi olmamış.

*Kadının nasıl dolu dolu,narsistce sanatçı dediğini görmeliydin okur.

20100403





Fotoğraftaki şahıs yeğenim olur.Niçin öyle yattığına gelince;oyun oynuyordu-yanında iy iğyy diye efekt verdiği matkabı mevcut zaten-sonra uyuyakalmış.Onu bu şekilde bulansa ablam!

çilekçilekçilekçilek





Çilek.
Mis kokan çilek.
Afiyetle yedim.

*Erik ya da vişne olsa daha bir güzel yerdim.Lakin bu mevsimde bu bulunuyor.